top of page

Weekend Talks - Pınar Ece Kaleli

  • Yazarın fotoğrafı: Kubilay Sakarya
    Kubilay Sakarya
  • 3 saat önce
  • 6 dakikada okunur
Ankara’da başlayan Artsy hikâyesi, bu yaz Bodrum Loft’un doğayla iç içe atmosferinde yeni bir yorum kazanıyor. Gastronomi, müzik, sanat ve tasarımı bir araya getiren Artsy Bodrum; klasik bir mekân deneyiminden çok, gün batımından geceye uzanan yaşayan bir buluşma noktası yaratıyor. Perfect Weekend Talks için Artsy’nin kurucusu Pınar Ece Kaleli ile markanın Bodrum yolculuğunu, değişen misafirperverlik anlayışını ve onun için iyi yaşamın ne ifade ettiğini konuştuk.

Artsy Atakule, Ankara’da kendine özgü bir topluluk ve kültür oluşturdu. Bu ruhu Bodrum

Loft’a taşımaya karar verdiğiniz an neydi?

Artsy Atakule’de zaman içinde yalnızca bir mekân değil, kendine özgü bir ritmi ve topluluğu olan yaşayan bir dünya oluştu. İnsanların müzik dinlemek, yeni insanlarla tanışmak, bir fikirle karşılaşmak ve kendilerini ait hissetmek için geldiklerini gördük.Bodrum fikri de tam olarak bu ruhun başka bir alanda nasıl yaşayabileceğini düşünmeye başladığımız anda doğdu. Bodrum Loft’u ilk gördüğümüzde doğayla kurduğu güçlü ilişki, dinginliği

ve rafine sadeliğinden etkilendik. Artsy’nin yazlık halinin burada son derece doğal bir şekilde var

olabileceğini hissettik. Ankara’daki ruhu birebir taşımak yerine, onu Bodrum’un ritmine göre

yeniden yorumlamak istedik.



Bodrum Loft gibi mimarisi ve yaşam tarzı güçlü bir destinasyonun içinde yer almak marka

kimliğinizi nasıl etkiledi?

Bodrum Loft’un zaten çok güçlü ve kendine ait bir dili var. Mimari doğanın önüne geçmiyor, onunla birlikte var oluyor. Bu yaklaşım Artsy’nin estetik anlayışıyla da çok örtüşüyor. Burada yer almak markamızı değiştirmekten çok, Artsy’nin daha sakin, daha doğal ve daha Akdenizli bir yönünü ortaya çıkardı. Ankara’da şehirle kurduğumuz ilişki burada deniz, gün batımı ve yavaşlayan zaman üzerinden şekillendi. Artsy Bodrum Loft’un kimliğinde gösterişten uzak bir zarafet, rahat ama özenli bir yaşam duygusu var. Bence bu destinasyon, Artsy’nin özünde zaten var olan “iyi yaşam” fikrini daha görünür hale getirdi.



Artsy’yi sadece bir restoran ya da bar olarak tanımlamak zor. Sizce Artsy’nin özü nedir?

Artsy’nin özü, insanları bir araya getiren anlamlı anlar yaratmak. Gastronomi, müzik, sanat, tasarım ve sohbet bizim için birbirinden ayrı alanlar değil. Hepsi bir araya geldiğinde mekânın ruhunu oluşturuyor. Artsy’yi çağdaş bir misafirperverlik evi olarak görüyorum. İnsanların kendilerini rahat hissedebildiği ama aynı zamanda yeni bir fikir, tat, ses ya da insanla karşılaşabildiği bir yer. Bence Artsy’nin en güçlü yanı da bu: İnsanlara yalnızca hizmet değil, aidiyet ve keşif duygusu sunması.


Mekân tasarlanırken misafirlerin hissetmesini istediğiniz duygu neydi? Artsy Bodrum’a ilk

kez gelen biri nasıl bir deneyim yaşayacak?

Misafirlerin ilk olarak rahatlamasını, ardından da merak etmesini istedik. Artsy Bodrum’a gelen birinin kendisini kusursuz görünmek zorunda olduğu resmi bir ortamda değil, zevk sahibi bir arkadaşının yazlık evinde gibi hissetmesini hayal ettik. Her şey özenli ama hiçbir şey fazla kurgulanmış görünmüyor. Denizden çıkıp bir kokteyl içebilir, gün batımında müzik dinleyebilir, uzun bir akşam yemeğine oturabilir ya da gecenin ilerleyen saatlerinde kendisini dans ederken bulabilir. Kitap kulübü gibi kolektif kültürel buluşmalara katılabilir. Deneyimin belirli bir kalıbı yok. Mekân, misafirin kendi ritmini bulmasına izin veren bir yapısı var. Artsy Bodrum’un hissi benim için rahatlık, merak ve hafif bir sürpriz duygusunun birleşimi.


Gastronomi, müzik ve sanatı aynı çatı altında buluşturuyorsunuz. Bu üç alan arasında

nasıl bir bağ görüyorsunuz?

Bu üç alan da insanın hafızasına ve duygularına dokunuyor. Bir tat, bir şarkı ya da bir sanat eseri bazen bizi yıllar öncesine götürebiliyor. Hepsi insanlarla kelimelerin ötesinde bağ kurmanın yolları. Bu nedenle onları birbirinden ayırmayı hiç düşünmedik. Bunlar doğru bir araya geldiklerinde misafirin yalnızca tükettiği değil, gerçekten hissettiği bir deneyim ortaya çıkıyor. Benim için asıl değer, disiplinleri yan yana koymak değil; aralarında doğal ve samimi bir ilişki kurabilmek.


Son yıllarda insanlar artık sadece iyi yemek değil, anlamlı deneyimler de arıyor. Sizce

günümüz misafirinin beklentileri nasıl değişti?

Bugünün misafiri kaliteyi artık yalnızca tabakta ya da bardakta aramıyor. Bir mekânın neye inandığını, nasıl hissettirdiğini ve kendisine nasıl davrandığını da önemsiyor. İyi ürün ve iyi servis hâlâ temel; ancak artık tek başına yeterli değil. İnsanlar kişisel, sahici ve hatırlanabilir deneyimler arıyor. Çok kusursuz ama ruhsuz bir mekân yerine, kendilerine bir duygu bırakan yerlerle bağ kuruyorlar. Hatta Mekanların kurgulayıcılarıyla mekanları özdeşleştirmek istiyor. Aynı zamanda misafirler daha özgür olmak istiyor. Onlara katı bir deneyim dayatmak yerine, kendi akşamlarını şekillendirebilecekleri alanlar sunmak gerekiyor. Bence günümüzde gerçek lüks; abartı değil, özen, samimiyet ve kişiselleştirilmiş misafirperverlik.


Artsy’nin müzik seçkisi ve etkinlik programı oldukça dikkat çekiyor. Bir geceyi Artsy

yapan detaylar sizce nelerdir?

Bir geceyi Artsy yapan şey tek bir unsur değil; küçük detayların doğru anda bir araya gelmesi. Müziğin mekânın ve gecenin ritmine uygun biçimde ilerlemesi, ışığın doğru seviyede olması, kokteylin özenle hazırlanması, ekibin misafirin enerjisini okuyabilmesi ve insanların kendilerini özgür hissetmesi çok önemli. Biz programlarımızı yalnızca takvimi doldurmak için oluşturmuyoruz. Bir sanatçı, müzisyen, yazar, şef ya da konuk barın Artsy dünyasına ne katacağını düşünüyoruz. Her iş birliğinin mekânın anlatısıyla gerçek bir bağı olmasını istiyoruz. Bence iyi bir Artsy gecesinde hiçbir unsur diğerlerinden daha baskın ve önde değildir, insanlar planladıklarından daha uzun kalır, eve dönerken yalnızca ne yediğini değil, nasıl hissettiğini hatırlar.


Bodrum’un yaz enerjisini düşündüğünüzde, Artsy Bodrum’un sezon boyunca nasıl bir rol

üstlenmesini hayal ediyorsunuz?Artsy Bodrum’un sezon boyunca yalnızca eğlence sunan değil, Bodrum’un kültürel ve sosyal hayatına değer katan bir buluşma noktası olmasını hayal ediyorum. Aldığımız,

“yazın en hatırlanacak günlerini sizle yaşadık, şu kısa sürede bizi birbirimizden bir şeyler öğrenen bir topluluk

haline getirdiniz” gibi geri dönüşlerle bunun gerçekleşmeye başladığını görmek çok keyifli. Bodrum çok güçlü bir yaz enerjisine sahip; biz bu enerjinin içinde biraz daha, doğal ve anlamlı bir alan yaratmak istedik. Gün batımından geceye uzanan, farklı kuşakları ve ilgi alanlarını bir araya getiren bir ritim kurmak hedefimiz. Kitap kulüpleri, sanatçı buluşmaları, atölyeler, şef masaları, müzik programları ve uluslararası bar iş birlikleriyle her gelişte başka bir şey keşfedilebilen bir yaz evi olmak istiyoruz. Artsy Bodrum’un rolü, yazın hızının içinde insanlara hem eğlenebilecekleri hem de gerçekten bağ kurabilecekleri bir alan sunmak.


Seyahatleriniz ve kişisel ilham kaynaklarınız arasında Artsy’nin hikâyesine yön veren

şehirler veya mekânlar var mı?

Seyahat ederken beni en çok etkileyen mekânlar, bulunduğu şehrin ruhunu taşıyan ama aynı

zamanda kendine ait güçlü bir dünyası olan yerler oluyor. Kopenhag’ın tasarım ve sadelik anlayışı, Londra’nın kültürel çeşitliliği, Paris’in zamansızlığı, Atina’nın enerjisi ve Akdeniz şehirlerinin rahat misafirperverliği gibi anahatları öğrendiğimiz yerler var elbette. Ancak ilhamı yalnızca büyük ya da ünlü mekânlarda aramıyorum. Küçük bir mahalle barı, iyi kurgulanmış bir kitapçı, bir müze kafesi ya da uzun süren bir aile sofrası da aynı ölçüde ilham verebiliyor. Benim için önemli olan, gördüğüm şeyin arkasındaki duyguyu anlamak ve onu kendi coğrafyamıza, kültürümüze ve hikâyemize göre yeniden yorumlamak.


Girişimci kimliğinizle geriye dönüp baktığınızda, Artsy markasını yaratırken sizi en çok

zorlayan ve en çok heyecanlandıran şey ne oldu?

En zorlayıcı taraf, her zaman zihnimde çok net gördüğüm bir dünyayı gerçek hayatta aynı

bütünlükle kurabilmek olur. Bir marka yaratırken fikir tek başına yeterli değil. Operasyon, ekip, finans, hizmet kalitesi ve yüzlerce küçük detayın aynı vizyona hizmet etmesi gerekiyor. Özellikle yaratıcı tarafımla yönetici

tarafım arasında denge kurmak zaman zaman zorlayıcı oldu. En heyecanlandıran şey ise insanların bu dünyayla bağ kurduğunu görmek. Bir misafirin Artsy’de kendisini evinde hissetmesi, bir etkinliğin yeni bir dostluğa ya da fikre vesile olması, ekibin markayı sahiplenmesi benim için çok kıymetli. Güvenli ve tanımlı bir kariyerden çıkıp kendi estetik ve kültürel dünyamı kurmak hayatımdaki cesur kararlardan biriydi. Zorlayıcı olmasının yanında, kendimi en fazla gerçekleştirdiğim alan da bu oldu.



Sizin için ‘Perfect Weekend’ neyi ifade ediyor?

Benim için mükemmel bir hafta sonu, zamanın biraz yavaşladığı ama hayatın hâlâ canlı hissettirdiği bir hafta sonu. Dinlenmek, ilhamlanmak, bağ kurmak. Çocuklarımla sakin bir sabah, uzun bir kahvaltı, deniz, iyi bir kitap, ardından birkaç saat boyunca kesintisiz okumak, yeni bir şey öğrenmek ya da sadece derin düşünmek. Sevdiğim insanlarla kalabalık bir masa. Akşamın da plansızca uzaması. Seyahat veya yeni yerler görmek. Ben kusursuz programlardan çok, içinde küçük sürprizler olan günleri seviyorum. Perfect Weekend benim için hiçbir zaman picture perfect olmadı. Sevdiğim insanlarla, rahat bir atmosferde, acele etmeden geçirilen zaman en güzel günleri anlatıyor aslında bana. Pazartesiye berrak bir zihin ve yeni bir bakış açısıyla dönmeyi sağlayan bir hafta sonu.


Son olarak, Artsy Bodrum’u ziyaret edecek Perfect Weekend okurları için bu yaz

kaçırmamaları gereken üç deneyim ne olur?

İlki, gün batımından önce gelerek zeytin ağaçları arasında akşamın yavaşça başlamasına izin vermek. Artsy Bodrum’un ruhunu en iyi yansıtan anlardan biri, ortam henüz sakinken manzaranın ve artizan kokteyllerin tadını çıkardığınız gün batımı saatleri. Bu sırada Artsy Store’a uğrayıp yaz için seçtiğimiz tasarım parçalarını keşfetmek de deneyimin bir parçası; Bodrum’dan yalnızca güzel bir anıyla değil, Artsy dünyasından küçük bir parçayla ayrılmak gibi. İkincisi, sezon boyunca gerçekleştirdiğimiz kitap kulüpleri, sanatçı buluşmaları, atölyeler, şef sofraları ve konuk bar gecelerinden en az birine katılmak. Çünkü Artsy’nin gerçek karakteri, farklı disiplinlerin, fikirlerin ve insanların bir araya geldiği bu anlarda ortaya çıkıyor. Üçüncüsü ise akşamın tamamını planlamamak. Yemeğin ardından müziğe, bara ve gecenin ritmine kendinizi bırakmak. Bazen Artsy’de en unutulmaz deneyim, programda yer almayan ve tamamen kendiliğinden gelişen bir an oluyor.

4b9d64fa-ef89-4820-a25a-d80d966d0b0d.png

Önce Siz Haberdar Olun! 

Abone olduğunuz için teşekkür ederiz!

©2023-2025 Perfect Weekend'de yayınlanan içeriklerin her hakkı saklıdır.
bottom of page