Galliano’dan Burberry’ye: Claridge’s Yılbaşı Ağaçları
- Görkem Karaman
- 25 Ara 2025
- 5 dakikada okunur
John Galliano, Karl Lagerfeld, Dolce & Gabbana, Dior, Jimmy Choo… Bu isimleri defileleri, koleksiyonları ve kampanya görselleriyle tanıyoruz; hepsi de alanın en bilinen ikonikleşmiş moda tasarımcıları. Ancak bir yılbaşı ağacının tasarımcısı olarak düşünmek pek alışıldık değil. Londra’da ise her kış, bu tasarımcıların yolu aynı noktada kesişiyor: Claridge’s Hotel’in lobisinde.

Claridge’s’te yılbaşı, klasik otel dekorasyonlarından çok daha farklı bir anlam taşıyor. 2009’dan bu yana otel, yılbaşı ağacını her sezon farklı bir moda evi ya da tasarımcıya emanet ederek, süsleme fikrini mekâna özgü bir tasarım pratiğine dönüştürüyor. Art Deco mimarisiyle tanımlanan yüksek tavanlı lobi, bu süreçte; ölçek, ışık ve malzeme üzerinden kurgulanan geçici bir yerleştirmenin sahnesi hâline geliyor. Bu geleneği ayırt eden en önemli unsur ise tekrar etmeyen yapısı. Her ağaç yalnızca bir sezon var oluyor, ardından sökülüyor ve bir daha geri dönmüyor. Claridge’s, yılbaşını kalıcı simgeler yerine zamana bağlı deneyimler üzerinden okumayı tercih ediyor. Böylece moda dünyasının en güçlü isimleri, Londra’nın bu köklü otelinde, gösterişten uzak ama dikkatle kurgulanmış bir mekânsal anlatının parçası hâline geliyor. 2026 sezonunda bu görev Burberry’ye devredilirken, gelin geçtiğimiz yıllarda bu yılbaşı ağacını hangi ünlü moda evlerinin yorumladığına birlikte göz atalım.

2009, Claridge’s tarihinde bir dönüm noktasıydı; yılbaşı ağacı ilk kez bir moda tasarımcısına emanet edildi ve otelin Art Deco lobisi, klasik Noel estetiğinin dışına çıkan teatral bir yerleştirmeye ev sahipliği yaptı. Galliano’nun tasarımı, tropikal formlar, donmuş doğa imgeleri ve heykelsi dallarla mekâna masalsı bir atmosfer kazandırdı. 2010’da ise Galliano bu kez “Under the Sea” temasıyla geri döndü; gümüş yapraklar, mercanlar, deniz yıldızları ve jel balıklarını çağrıştıran detaylar, lobiyi adeta su altı dünyasına dönüştürdü. Bu iki yıl üst üste gerçekleştirilen tasarımlar, Claridge’s’in yılbaşı ağacını mekâna özgü, hikâyesi olan bir tasarım pratiğine dönüştürdü ve böylece Claridge’s’in bugün hâlâ devam eden yılbaşı ağacı geleneğinin temelleri atılmış oldu.

2011 yılında Claridge’s lobisi, Alber Elbaz’ın Lanvin için yarattığı renkli ve hayal gücü yüksek bir yılbaşı ağacına ev sahipliği yaptı. Elbaz, klasik Noel imgelerini marionetler, ipek figürler ve kendi siluetine gönderme yapan detaylarla bir araya getirerek, geleneği oyunbaz bir dille yeniden yorumladı. Bir yıl sonra, 2012’de, sahne bu kez Kally Ellis’in McQueens Flowers imzasını taşıyan Forest Murmurs adlı yerleştirmeye bırakıldı. Magnolia dalları, liken yosunları ve kristal süslemelerle şekillenen bu ağaç, Art Deco lobinin mimari oranlarını öne çıkaran daha sakin ama katmanlı bir atmosfer yarattı.

2013’te Dolce & Gabbana, Claridge’s yılbaşı ağacını Sicilya’dan beslenen bir estetikle yorumladı. Akdeniz’e özgü renkler, el üflemesi İtalyan cam süslemeler ve geleneksel Sicilya kuklaları, yılbaşı fikrine daha sıcak ve kültürel bir çerçeve kazandırdı. Bu yaklaşım, markanın kökenlerine yakın duran, güneşli ve hafif bir Akdeniz estetiğini lobinin Art Deco mimarisiyle dengeli biçimde buluşturdu. 2014’te ise aynı tasarım dili, bu kez Claridge’s’in yerleşik yılbaşı geleneğine daha yakın, daha evrensel bir anlatıyla devam etti. Çocuklara adanan “büyülü orman” teması; hayvan figürleri ve farklı şehirleri temsil eden cam süslemelerle şekillenirken, önceki yılın Akdeniz ağırlığı yerini daha yumuşak ve kapsayıcı bir dile bıraktı. Dolce & Gabbana, Sicilya’dan taşıdığı estetik hafızayı bu köklü gelenekle uyumlu hâle getirerek, hem markaya ait hem de Claridge’s ruhuna yakışan ölçülü bir tasarım ortaya koymayı başardı.

2015’te, Christopher Bailey’nin Burberry için tasarladığı yılbaşı ağacı, Claridge’s tarihinde ilk kez bir İngiliz tasarımcının imzasını taşıdı. Altın ve gümüş şemsiye formunun ana yapı elemanı olarak kullanıldığı tasarım, misafirlerin hareketine duyarlı ışık sistemiyle birlikte lobide fark edilir bir etkileşim yarattı. Önceki yılların daha anlatı odaklı ve süslemeli yorumlarıyla karşılaştırıldığında, Burberry’nin tasarımı daha ölçülü, daha grafik ve belirgin biçimde zamansız bir çizgide duruyordu. 2016’da ise yaklaşım daha da sadeleşti. Jony Ive ve Marc Newson, yılbaşı ağacını tekil bir nesne olarak ele almak yerine, Claridge’s lobisini bütünüyle kapsayan bir yerleştirme önerdi. Işık kutuları, doğal ağaç formları ve gölgelerle kurulan bu düzenleme, yılbaşı fikrini neredeyse fark edilmeden mekânın içine sızan bir atmosfer olarak tanımlıyordu. Bana kalırsa bu iki yıl, Claridge’s geleneğinde önemli bir geçişi temsil ediyor: anlatının geri çekildiği, biçim, ışık ve mekânsal farkındalığın öne çıktığı daha mimari bir dönem.

2017’de Karl Lagerfeld, Claridge’s yılbaşı ağacını alışıldık dikey formdan uzaklaştırarak ters çevrilmiş ladin ağaçlarıyla yorumladı. Gümüş lamé şeritler, deri dokulu tüyler ve Almanya’da el işçiliğiyle üretilmiş kar tanesi formlarıyla şekillenen tasarımın zemininde kullanılan İzlanda koyun postları ise kar yağışına ince bir gönderme olarak kurgulandı. Lagerfeld, bu yaklaşımı çocukluk anılarına bağlarken, yılbaşı ağaçlarını “mutlu bir çocukluğun en güçlü hatıralarından biri” olarak tanımlıyordu. 2018’de ise anlatı daha yumuşak bir yöne evrildi. Diane von Furstenberg’in Tree of Love başlıklı tasarımı, mavi ışıklar, cam küreler ve el yapımı kalp formlarıyla şekillendi; doğa ve duygusal bağlar ön plana çıktı.

2019’da, Claridge’s’teki tasarımcı iş birliklerinin onuncu yılında, yılbaşı ağacı Christian Louboutin’in kürasyonuyla yorumlandı. Beş metreyi aşan ağaç; ayakkabı formunda zencefilli kurabiye süslemeleri, karlı bir orman açıklığını çağrıştıran çevre düzenlemesi ve tepesine yerleştirilen büyük taç detayıyla klasik Noel estetiğini markaya özgü bir dille yeniden ele aldı. Aynı yıl lobiye eklenen kırmızı renkli Loubi Express tren vagonu ise anlatıyı genişleterek seyahat, eve dönüş ve nostalji kavramlarını mekâna taşıdı. Markanın ikonik kırmızı tabanına gönderme yapan bu tren, sınırlı sayıda masa içeren bir yemek alanı olarak kurgulandı ve Claridge’s’in Art Deco lobisinde yılbaşı atmosferinin parçası hâline geldi. 2020’de ise ton belirgin biçimde değişti. McQueens Flowers tarafından tasarlanan yılbaşı ağacı, Roaring Twenties’tan ilham alan donuk beyaz bir kompozisyonla sunuldu. Kristaller, ışık yansımaları ve aynalı bir zemin üzerinde konumlanan ağaç, Art Deco merdivenlerinin altında daha sessiz, daha içe dönük bir mekânsal etki yarattı. 2019’un daha anlatı ve figür odaklı yaklaşımının ardından gelen bu sade kurgu, Claridge’s geleneği içinde dönemsel ruh hâllerine uyum sağlayan bir geçiş yılı oldu.

2021’de, Claridge’s yılbaşı ağacı, Dior Men’in kreatif direktörü Kim Jones tarafından tasarlanan The Celestial Snow Globe ile yorumlandı. Kristalimsi yüzeyler, holografik detaylar ve Dior arşivlerinden tanıdık beyaz toile dokuların bir araya geldiği bu çağdaş kompozisyon, ışığın geçirgenliği ve hafifliği üzerinden şekillendi. Ağacın etrafında yörüngede süzülüyormuş hissi veren süslemeler, lobinin merkezinde dengeli ve sakin bir atmosfer oluştururdu. Tepe noktasında Jones’un köpeği Cookie’nin Monsieur Dior’un uğurlu yıldızını kucaklayan figürü yer aldı; bu küçük jesti inanılmaz tatlı ve tasarıma samimi bir dokunuş katan bir detay olarak not etmek gerek. 2022’de ise anlatı daha belirgin ve mekânsal bir boyut kazandı. Sandra Choi’nin Jimmy Choo için tasarladığı The Diamond, beş metreyi aşan heykelsi bir yapı olarak kurgulandı; yansıtıcı aynalar, alüminyum paneller ve ışıkla çoğalan yüzeyler aracılığıyla lobiyi deneyim odaklı bir alana dönüştürdü. Her iki tasarım görsel olarak benzer bir şeffaflık ve ışıltı dili paylaşsa da, Kim Jones’un yorumu daha sembolik ve içe dönük bir anlatı kurarken, Jimmy Choo’nun yaklaşımı izleyiciyi fiziksel olarak içine alan, daha doğrudan ve teatral bir deneyim sundu.

2023 yılında, Claridge’s’in yılbaşı ağacı, Louis Vuitton’un Art of Travel mirasını merkeze alan heykelsi bir yerleştirmeyle yorumlandı. İki büyük seyahat sandığı arasında yükselen kompozisyon, hem markanın hem de otelin paylaştığı yolculuk kültürüne doğrudan bir gönderme yapıyordu. Bu bağ, yalnızca kavramsal bir tercihten ibaret değildi; her iki kurumun da 1854 yılında kurulmuş olması ve Louis Vuitton’un kurucusu Monsieur Louis Vuitton’un, III. Napoléon’un eşi İmparatoriçe Eugénie’nin Claridge’s’teki kış konaklamaları için seyahat sandıklarını bizzat hazırlamış olması, bu anlatıya tarihsel bir derinlik kazandırıyordu. O dönemde seyahat, bir yer değiştirmeden çok bir ritüel olarak görülürken, sandıklar da düzen, incelik ve hareket hâlindeki yaşamın sembolüydü. Claridge’s lobisinde sergilenen bu yılbaşı ağacı, geçmişle bugün arasında kurulan bu sessiz ilişkiyi, süsleme üzerinden değil hafıza üzerinden yeniden hatırlatan bir işlev üstlendi. 2024’te ise anlatı belirgin biçimde yön değiştirerek Paul Smith’in imzasını taşıyan daha sezgisel ve el yapımı bir dile evrildi. Nik Ramage ve Studio Mamma iş birliğiyle tasarlanan ağaç; mekanik kuş evleri, iskambil kartları, pullar, zarlar ve “Off Cut Creatures” figürleriyle zenginleşirken, önceki yılın hafıza ve seyahat odaklı kurgusunun yerine daha serbest, oyunbaz ve mizah duygusu güçlü bir anlatı sundu.

2025 yılında, Claridge’s’in yılbaşı ağacı, Burberry’nin kreatif direktörü Daniel Lee tarafından tasarlandı. Klasik formunu koruyan ve yaklaşık 4,8 metre yüksekliğe ulaşan ağaç, bu kez süslemeden çok zanaat ve malzeme dili üzerinden kurgulandı. Burberry’nin artık kumaşlarından el işçiliğiyle üretilmiş yaklaşık 600 fiyonk, Viktorya döneminde birlik ve beraberliği simgeleyen bir jest olarak dallara yerleştirildi. Çanlar, briç taşlarından esinlenen satranç figürleri ve el yapımı cam süslemeler, kompozisyonu katmanlandırırken; ağacın tepesinde yer alan altın taç, geleneksel yıldız motifinin yerini alan bilinçli bir tercih olarak öne çıktı. Tabanı çevreleyen büyük ölçekli satranç taşları ve minderler, yerleştirmeye davetkâr bir boyut kazandırdı. Highland bölgesine gönderme yapan yabani bitki örtüsü ve Scotch thistle detaylarıyla tamamlanan tasarım, Claridge’s yılbaşı ağacı geleneğini gösterişten uzak, anlam ve süreklilik odaklı bir noktaya taşıyarak yazıyı sakin ama güçlü bir şekilde kapatıyor.




Yorumlar